Facebook

Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kişisel Sanat Blogum
Yazar Mesaj
sihirlikupalar Çevrimdışı
Junior Member
**

Mesajlar: 3
Üyelik Tarihi: 10-04-2016
Rep Puanı: 0
Teşekkürler: 0
0 Mesajına, 0 Teşekkür edildi.

Seviye: 1
Yaşam Puanı: 0 / 2
Yetenek Puanı: 1 / 5
Deneyim: 10 / 100
Mesaj: #1
Kişisel Sanat Blogum
Şimdi burada modernlik olarak tanımladığımız öz ile aydınlanma felsefesinin sorunu da bu. Kanımca günümüzde Marksist felsefenin sorunu da bu... Marksistler ve gerçek aydınlar, bilim adamları, felsefeciler ve siyasetçiler de bu konuya doğru bakmak zorundalar. Bîr pratik hayat var -yani gerçek olan var-, bir de onlar üzerine yorumlarda, tasarımlarda bulunan felsefe var. Benim gördüğüm kadarıyla bu konuda da cesaretli olmak lazım. Dünya Mark-sistleri artık felsefeyi biraz gerçek hayattan ve yaşamdan kopararak ele alıyorlar ve olgulara kitabi bakıyorlar gibi geliyor bana. Birinci Dünya Savaşı'na kadar gelen süreç içerisinde bir büyük/devrimci siyasi gelişme ve toplumsal dönüşüm var.

Şimdi bu sürecin sonunda modernite/modernlik tıkandı diyoruz örneğin. Çünkü modernliği yaratan öncü sınıf burjuvazi ütopyalarını kaybetmesinin arkasından iktidarını da kaybetti ve başlangıçta sahip olduğu özgürlük, eşitlik, kardeşlik diye tanımlanan o büyük üçlü kavram içerisinde birtakım gelişmeler sağlamakla birlikte mirasçıları özgürlük dediğimiz şeyden vazgeçerek büyük bir baskı uygulamaya başladılar. İşte tam da bu noktada eşitlik dediğimiz şeyi de devreden çıkarmaktan kaçınmadılar. Endüstri devrimiyle ortaya çıkmaya başlayan işçi sınıfının gelişmesiyle burjuvazinin de tahtı 39. hafta sallanmaya başladı. Doğal olarak her devrimde böyle olacaktır. Üretici gücü elinde bulunduran burjuva sınıfının o kendi varoluş gerekçesi olan eşitliği paylaşması lazımdı. Ama olmadı, bunu paylaşamaya yanaşmadılar. Paylaşamadıkları zamandan itibaren de burjuva demokratik devrimi tıkanmaya, kaderini tersine çevirmeye başladı. Genellikle soyut bir modernite tıkanıklığından söz ediliyor. Oysa modernliğin tıkanmasının temel gerekçesi/noktası esas olarak üretici güçlerin gelişmesi sonucunda ortaya çıkan doğal/devrimci geçirgenliklerin artık yaşanamaması noktasıdır ve bu da öyle Sipariş, eklektik bir postmodernizm ile aşılır bir durum değil...

Mehmet Ulusoy: Tanımlamalarınızla birlikte bu kapsamlı açıklamanıza da katılıyorum; ama eğer söz konusu tanımlamayı biz yapmıyor da nesnel olarak dışımızda günlük hayatı ve kültürü belirleyen küresel kapitalizmin ideologlarının yaptığını düşünürsek -ki öyle- kavramların içeriği, ne anlamda kullanıldığı bize rağmen belirlenmiş olmuyor mu? İdeologların felsefi, soyut tanımları da yetmez, o kavramlar ekonomik toplumsal süreç içinde, genellikle başlangıçtaki ideal tanımdan, anlamdan farklılaşarak içerikleniyor, ete kemiğe bürünüyor. Batı'da bunu belirleyen süreç elbette 19. yüzyılın burjuva demokratik devrimleridir.

Biz burada kavramlara gerçek serüvenleri içinde bakmalıyız bence. Yani bugünkü bilincimize göre bir tarih yazarak değil. Bunun yolu maddi süreç içerisinden bütün kirliliği, biçimsizliği, çirkinlikleri ile tarihin içinden ilerleyerek gerçekliği maddeleştirmek en doğrusu değil mi? Burjuvazi, aydınlanma değerlerini iki yüzyıllık modern çağda modernleşme olarak hayata geçirirken, sizin çok güzel benzetmenizle, ruh gövdeleşirken, soyut somutlaşırken kendi sınıfsal damgasını da doğal olarak bunlara vurdu. Burjuvazinin sınıfsal pratiğinde moder-nitenin aldığı içeriği bir yere koymak zorundayız. Kuşkusuz 19. yüzyılın sonundan itibaren, hatta 18507lerden itibaren bu, bizim, aydınlanma ideallerinin somutlaşması anlamında tanımladığımız, savunduğumuz devrimci olan modernleşme değil...

Ayrıca bir düşünceyi iyi anlamanın ve değerlendirmenin bir kuralı da, onu karşıtlarının eleştiri ve değerlendirmesiyle de karşılaştırmaktır. Örneğin liberal burjuva ideologları ve postmodernistler bütün eleştirilerinde modernizmi, kapitalizm dünyasındaki bir pratik olarak tanımlıyorlar.

Kapitalizm dünyasında 19. yüzyıl devrimleriyle yaşamın her alanına sinen yenilikler ve ilerlemeler vb bütün bunların tanımlanmasına modernite olarak bakıyorlar. Şimdi bu bir nesnellik ve esasen günümüzde burjuvazi ne yapıyor? Artık aydınlanma değerlerinin sözünü bile etmiyor, bundan özellikle kaçınıyor, ama bir yandan da modernleşme mirasına sahip çıkıyor ve onu kendine mal ediyor. Elbette burjuvazi kendine mal etti diye modernitenin aydınlanmanın göv-deleşmesi olarak devrimci, ilerici niteliklerini görmezden gelmeyeceğiz. Diğer yandan Aydınlanmanın doğrudan ürünü, ilk kapsamlı ve derinlemesine bir uygulaması olarak Fransız Devrimi'nin Jakobenizmini, Robespierre7leri savunan, son yüzyıldır. Batı'da bir burjuva ideologu bulabilir miyiz, ama sosyalistlerin hepsi jakobenizme hep sahip çıktı...


Mehmet Ulusoy: Burada hassas bir nokta var. Burjuvazi -her ne kadar tıkandı falan dese de-niye moderniteye sahip çıkıyor da bunun özü aydınlanmayı kendine mal etmiyor? Çünkü günümüzde orada kendi varlığına karşıt çok net şeyler var. Örneğin, en sistemli ve güçlü ilhamını J. J. Rousseau7dan alan özgürlük de, eşitlik de bütün insanların her alanda eşitliğini içeriyor; üstelik de küresel burjuvazinin işine geldiği gibi sadece siyasi alanda değil, ekonomik alanda da. Ekonomik alandaki bu eşitlik ve özgürlük talebi, kapitalimse karşı sosyalist bir uygarlığı zorunlu kılıyor. 0 nedenle burjuvazi aydınlanmayı, modernliğe sahip çıkarak eleştiriyor, ya da görmezden geliyor, üstünü örtüyor. Postmodernistler tam da bu zaaftan, boşluktan devreye giriyorlar ve 'modernizm tıkandı, bitti7 diyorlar. Peki o bittiyse bunun yerine ne öneriyorlar? Burada -ilerlemenin karşıtı olarak- bizdeki neosol ve neoliberalizm'in de sürekli olarak kullandıkları 'yenilikçilik7, 'değişimciIik7 vb kavramlar öne çıkıyor...

Oysa işçi sınıfının modernizmi, devrimcî moder-nizmdir. Ortaçağ düzenine karşı mücadelede işçi sınıfı burjuvaziyle birlikte hareket etmiş, o ilk devrimci moderniznYin, yani ulusal ve demokratik devrimlerin içinde yer almıştır. Bu nedenle burjuvazi o süreçte işçi sınıfı ile birlikte demokratik devrimci modernizmi daha 17897dan itibaren tüm 19. yüzyıl boyunca, Paris Komünü7nin ezildiği 18717lere kadar savundu. Bu devrime önderlik eden burjuvazi, işçi sınıfının feodal baskılardan kurtulmasını, yurttaşlık haklarıyla anayasal belli vazgeçilmez haklara kavuşmasını sağladı.
10-04-2016 12:14
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir

adsense, adwords, internetten para kazanma, google optimizasyon, pagerank, dmoz, yandex, dizin ekle, facebook, youtube, para kazanma, alışveriş, teknoloji haberleri, son dakika, haber
İletişim | Forum Adsense | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafif Sürüm | RSS